TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI İnsan Hakları Derneği
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI İnsan Hakları Derneği
Hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen delillerin şüpheli ve sanık aleyhine kullanılamayacağı hususunda, Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a ve m.217/2 gereğince tereddüt olmadığı tartışmasızdır. Nitekim arama tedbiri; Anayasa m.13, m.20/2 ve m.21’de gösterilen çerçevede, hakimin veya kanunla yetkili kılınan makamın yazılı emri ile ilgili kanunda gösterilen şekil ve şartlarda tatbik edilmek zorundadır. Aksi halde yapılan arama, buna bağlı muhafaza altına alma veya elkoyma ile bu yolla elde edilen deliller hukuka aykırı olup, yargılamada şüpheli ve sanık aleyhine kullanılamaz. Cumhuriyet savcısının CMK m.103/2’ye göre re’sen adli kontrolü veya tutuklamayı kaldırma yetkisi vardır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararında şüpheli zaten serbest kalır, ancak 103. Fıkrasında Cumhuriyet savcısının, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılması sulh ceza hakiminden isteyebilme yetkisi varken, hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafinin de aynı istemde bulunabileceği belirtilmiştir. Maddesinde düzenlenen “hayasızca hareketler” suçunun fiil unsurlarından olan, “teşhircilik” fiilinin anlam ve kapsamı açıklanacaktır. Esasen kanun koyucu hayasızca hareketler suçu kapsamında iki seçimlik hareket düzenlemiştir.
Buna göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, Yargıtay ceza dairelerinden birisinin kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, ilgili kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda değerlendirilmesi için “olağanüstü itiraz” yoluna başvurulabilmektedir. Maddesinin Devlet memurluğuna alınma şartlarını düzenlediği, bu maddenin 1. Alt bendinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen hak yoksunluğu süreleri geçse bile, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya üzeri hapis cezası veya süresine bakılmaksızın 5. Alt bentte sayılan suçlardan birisi ile kesinleşmiş mahkumiyet kararının varlığı halinde memur olma yeterliliği kaybedilmektedir. Bir kişi bu hüküm kapsamına giren bir suç işlediğinde, memuriyete alınmayacağı gibi, memursa memuriyette kalma sıfatını da kaybedecektir. Bunun yegane istisnası 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun m.13/A’da düzenlenen yasak hakların iadesi olarak gösterilse de, uygulamada idari yargının güncel kararlarında yasaklanmış hakların geri alınmasının memuriyet engelini kaldırmadığı kabul edilmektedir ki, bu tür görüş ve kararlar hatalıdır. Bu nedenle, ceza muhakemesinde maddi hakikate ve adalete ulaşabilmek için hukuk kurallarının öngördüğü çerçevede temel hak ve hürriyetlerde özlerinin zedelenmemesi suretiyle bazı kısıtlamalara gidilebilir. Ceza yargılamasında, suçlunun cezalandırılması kadar, masum kişiler ile temel hak ve özgürlüklerin korunması da önemlidir. Bu nedenle; ceza yargılamasının her ne pahasına olursa olsun adalet sağlansın düşüncesi ile gerçekleşmemesi gerektiği, maddi hakikate ulaşırken, ancak hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş delillerle bunun ortaya koyulmasının zorunlu olduğu bir gerçektir. Olağan kanun yolları olarak düzenlenen istinafa ve temyize başvurmanın en temel farklarından birisi, gerekçe gösterme zorunluluğuna ilişkParibahis mobil giriş.
Maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a toplam sekiz fıkradan ibaret Geçici 10. Yargı Paketi Taslağı” olarak bilinen Yargı Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Taslağı ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 76, 105/A, 108, Geçici m.1, Geçici m.10 hükümlerinde değişiklik yapılması ve Geçici m.11 olarak Kanuna yeni madde eklenmesi öngörülmektedir. Ayrıca; hükümlüye vasi atanması ile ilgili olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.407 ve 471’de yapılan değişiklikler de, cezaların infazını ilgilendiren hükümlerdir. Yargı Paketi olarak da adlandırılan, Yargı Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Taslağının 32. Maddesiyle, CMK m.231 içerisinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ile ilgili yapılması öngörülen düzenleme incelenecektir. Bu yazıda; ceset bulunamadığında sanığın kasten insan öldürme suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmesi mümkün mü değil mi, mümkünse bunun şartlarının neler olduğu incelenecektir. Bu yazımızda; INTERPOL (International Criminal Police Organization) yapısı ve uluslararası konumu, INTERPOL bültenleri ile bu bültenlere karşı başvuru yolları, Interpol Dosya İnceleme Komisyonu’nca, bültenlere karşı yapılan başvurularda verilen emsal kararlar ve bahse konu bültenlerin Türkiye Cumhuriyeti bakımından bağlayıcılığı değerlendirilecektir.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir. (15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafındançıkarılan yönetmelikle belirlenir. (3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması hâlindeuygulanmaz. (2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır. (4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister. (2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğukoşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.
- Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.
- Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi menfaat sağlayamaz; çıkar çatışması yaratmaktan kaçınır.
Madde 12-Kuruluş bildiriminde, tüzüğünde ve diğer belgelerinde Kanuna aykırılık veya noksanlığın bulunmaması ya da Kanuna aykırılık ve noksanlığın verilen süre içinde giderilmesi durumda, keyfiyetin derneğe yazılı olarak bildirilmesinden itibaren altı ay içinde derneğin ilk genel kurul toplantısını yapması ve organlarını oluşturması zorunludur. G)Kurucu olarak yetkilendirilmiş kişiler için alınmış dernek yönetim kurulu kararı fotokopisi. Mülki idare amirliği tarafından dernek kuruluş bildirimi, gün ve saat belirtilmek suretiyle dernekler birimine havale edilir ve başvuru sahibine kuruluş bildirimi ve eklerinin alındığına dair Alındı Belgesi (EK- 1) verilir ve dernek, kütüğe kaydedilir. Bir suçtan yargılanan veya mahkum edilen insanı rahatsız eden önemli bir konu da, yalnızca cezalandırılmaktan duyduğu endişe değil, aynı zamanda sabıkalı hale gelmesi ve hakkında adli sicile kayıt düşülmesidir. Arama ve elkoyma; suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı ile konut ve iş yeri dokunulmazlığı hakkını ve mülkiyet hakkını kısıtlayan bir yargılama tedbiridir. Arama ve elkoyma, adından da anlaşılacağı üzere “ceza” olmayıp, yargılamada maddi hakikate… CMK m.149/3’e göre, “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz”. “Balyoz” adı ile bilinen davanın Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı verip yargılamanın yenilenmesi suretiyle başlayan kısmında 236 kişi delil yetersizliğinden ve Yargıtay’dan bozulup gelen kısmında ise, yakalama kararı infaz edilemeyen bir kişinin dosyası tefrik edilip, iddiaya konu suçu işlemedikleri gerekçesiyle 63 kişi beraat etti.
Bu belgelerde yer alan ve sadeceyüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veyamahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir. (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinindevamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğindeoturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re’sen kararverir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veyasalıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. (3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veyaCumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir. (2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanıkya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkındaCumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler. – (1) Yakalanan kişi, hakkında kamu davası açılmış ise hemen yetkilimahkemeye; kamu davası açılmamış ise, en yakın sulh ceza hâkimliğine götürülür. – (1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun bedeniüzerinde tıbbî muayene yapılabilmesine veya kan, saç, tükürük, tırnak, cinselsalgı gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek koşuluyla,Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme tarafındankarar verilebilir. – (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri,işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaralarısorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkındahâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ileilişkilerine dair sorular yöneltilir. (4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses vegörüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır. – (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabuledilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. (3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddiistemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu daireceincelenerek karara bağlanır.
(3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren hallerde ölünün gömülmesi ancak Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek yazılıizne bağlıdır. (3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevisona erer. (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altınaalınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir. (5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancakCumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. (3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmaklayükümlüdür. (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Kimliğin oluşturulması ve devamettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir. (3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda almagerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağageçirilerek imza altına alınır.
D) Bu davalarda esas hakkındaki iddiasını bildirmek için Cumhuriyetsavcısına, katılan veya vekiline; iddialara karşı savunmasını yapmak için sanıkveya müdafiine makul bir süre verilir. Bu süre, savunma hakkının sınırlanmasıanlamına geleceği durumlarda re’sen uzatılabilir. (2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyetsavcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder. (5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkemebaşkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altınayazılır. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkındamahkûmiyet kararı verilir. (2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleribakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme,ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir. (3) Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklaraneden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç,verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir.Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz. (3) Bu madde hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdurveya tanıklar hakkında da uygulanır. (3) Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesindeyapılacak bu tür işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veyamahkeme tarafından zorunlu sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veyasanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına karar verilebilir. (3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyleyapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunupbulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafiide sanıkla birlikte davet olunur.